ANTERİOR SERVİKAL KORPEKTOMİ TECRÜBEMİZ


Creative Commons License

Köksal V., Demirel C.

TÜRK NÖROŞİRÜRJİ DERNEĞİ 35. BİLİMSEL KONGRESİ, Antalya, Türkiye, 24 - 27 Kasım 2022, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Samsun Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GİRİŞ-AMAÇ: Bu çalışmanın amacı kliniğimizde 2018-2022 yılları arasında anterior servikal korpektomi cerrahisi uygulanan olgularla ilgili deneyimlerimizi paylaşmaktır. Tüm olgulara, spinal kord üzerinde difüz disk mesafesini aşan korpus önüne uzanan bası ve anterior kord sendromu kliniği nedeni ile anterior yaklaşımla tek vertebra korpusuna korpektomi ve kendinden plaklı açılabilir kafes ile fiksasyon yapılmıştır.

YÖNTEM: 2018 ve 2022 yılları arası Samsun Eğitim ve Araştırma hastanesinde anterior servikal korpektomi tekniği ile cerrahi müdahale yapılan  11 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hastalara ait demografik, klinik ve radyolojik veriler değerlendirilerek sunulmuştur.

BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 58,2±7,8 (42-79) olarak bulunmuştur. 7 erkek (%63,6), 4 kadın (36,4) hasta bulunmaktadır. 5 hasta dejeneratif servikal spondiloz (%48,4), 3 hasta travmatik servikal kompresyon fraktürü (%32,2), 2 hasta servikal korpus metastazı (%19,4) nedeni ile opere edildi. Dejeneratif servikal spondiloz nedeni ile opere edilen hastaların 3 (%27) ‘de  nörolojik muayenede myelopatik bulgular mevcut idi. Radyolojik olarak en sık C5-6 seviyesinde myelopatik değişiklikler  tespit edildi. En sık eşlik eden sistemik hastalık sırasıyla %43 diabet, %37 hipertansiyon, %15 kronik akciğer hastalığı idi.  Travmatik servikal vertebra fraktürleri ikisi C6, biri  C7  seviyesinde idi. İki  hastada belirgin, bir  hastada hafif düzeyde anterior kord sendromu vardı. Metastatik korpus tümörü nedeni ile bir hastada C4, diğer hastada C6 tek seviye korpektomi ve kendinden plaklı açılabilir kafes uygulaması yapılmıştır. Patoloji sonuçları sırasıyla akciğer ve meme karsinomu  olarak raporlanmıştır. Servikal kompresyon fraktürü nedeni ile giriş nörodefisiti olan bir hastamızda post-op dönemde klinikte düzelme görülmemiş, birinci ayda pulmoner emboli nedeni ile kaybedilmiştir.

SONUÇ: Omurilik üzerindeki baskının kaldırılmasına yönelik erken dönemde yapılan dekompresyon ve füzyon ameliyatlarının sonuçları daha iyidir. Ayrıntılı pre-operatif klinik ve radyolojik değerlendirme ameliyat kararı ve tekniği için önemlidir.