INTERNATIONAL MESOPOTAMIA CONGRESS , Mardin, Türkiye, 3 - 05 Nisan 2026, ss.369-383, (Tam Metin Bildiri)
Travmatik yaşantılar karşısında bireylerin geliştirdiği psikolojik tepkiler, bilişsel ve duygusal düzeyde çeşitli savunma mekanizmalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dissosiyasyon, bireyin yoğun stres ve travma karşısında zihinsel bütünlüğünü korumaya yönelik geliştirdiği bir savunma mekanizması olarak ele alınırken; Stockholm Sendromu, bireyin kendisini tehdit eden kişiyle duygusal bağ kurmasıyla karakterize edilen karmaşık bir psikolojik süreçtir. Bu iki yapı, özellikle travmatik bağlanma ve öğrenilmiş çaresizlik çerçevesinde kurban psikolojisinin anlaşılmasında önemli bir yer tutmaktadır. Kurbana dayatılmış öz-şüphe ise, istismarcının ya da failin sistemik bir şekilde mağdurun kendinden şüphe etmesine, özgüvenini ve öz değerini kaybetmesine, olumsuz bir benlik algısı geliştirmesine ve sonucunda da istismarcıya bağımlı hale gelmesine neden olan bir süreçtir. Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde kurban psikolojisinin oluşumunda dissosiyasyon ve Stockholm Sendromu arasındaki ilişkileri belirlemeyi ve bu değişkenlerin kurban psikolojisi üzerindeki yordayıcı rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, 18–44 yaş aralığında 128 üniversite öğrencisi ile yürütülmüş olup nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde Demografik Bilgi Formu, Dissosiyatif Yaşantılar Ölçeği ve Kurbana Dayatılmış Öz-Şüphe Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, dissosiyasyon ile kurban psikolojisi arasında pozitif ve orta-yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir (r = .623, p < .001). Ayrıca regresyon analizi sonuçlarına göre kurban psikolojisinin dissosiyasyon düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir (β = .598, p < .001). Modelin açıklayıcılık gücü incelendiğinde, kurban psikolojisinin dissosiyasyon düzeyindeki toplam varyansın %35.8’ini açıkladığı görülmektedir (R² = .358). Sonuç olarak bu çalışma, bireylerin travmatik ve baskılayıcı ilişkiler karşısında geliştirdiği psikolojik süreçleri bütüncül bir yaklaşımla ele almakta ve dissosiyasyon ile Stockholm Sendromu arasındaki etkileşimin kurban psikolojisinin oluşumunda önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.