Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Işığında Temiz Su ve Sanitasyon Yönetiminin Geliştirilmesinde Halk Katılımının Güçlendirilmesi: Farklı Ülke Pratikleri Bağlamında Bir Değerlendirme


değirmencioğlu b., Arıkan M.

Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt.13, sa.25, ss.157-197, 2025 (TRDizin) identifier

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 13 Sayı: 25
  • Basım Tarihi: 2025
  • Dergi Adı: Antalya Bilim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.157-197
  • Samsun Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

20. yüzyılın ikinci yarısında çevre sorunlarının etkisini artırarak günlük yaşamda hissedilir bir hale gelmesi üzerine, dikkatini çevre üzerine toplayan uluslararası toplum, 1972 yılında Birleşmiş Milletler Stockholm Konferansı’nda ilk defa çevre hakkını bir insan hakkı olarak kabul etmiştir. Ekonomik gelişme ve çevre arasında yaşanan gerilim 1987 yılında yayınlanan Brundtland Raporu’nda ilk defa ileri sürülen “sürdürülebilir kalkınma” kavramı ile yumuşatılmaya çalışılmış ve ortak bir zeminin mümkün olduğu fikri ortaya atılmıştır. Gündem 21, Binyıl Hedefleri ve Gündem 2030 ile sürdürülebilir kalkınma amaçları belirlenmiştir. Daha önce pek çok uluslararası metinde bir insan hakkı olarak yer verilen temiz su ve sanitasyon hakkı, Gündem 2030 ile bir sürdürülebilir kalkınma amacı olarak belirlenmiştir. 1998 tarihli Aarhus Sözleşmesi ile çevresel konularda halk katılımını teşvik eden anlayış Gündem 2030’a da yansımış, yerel toplulukların katılımı, bu amaca ulaşmada alt hedeflerden biri olarak belirlenmiştir. Bu araştırmada temiz su ve sanitasyon hakkının sağlanmasında yerel toplumun katılımına ilişkin sürdürülebilir kalkınma amacı, kentlerin temiz su ve sanitasyon yönetiminde halk katılımına yönelik yapmış oldukları çalışmalar, gönüllü yerel gözden geçirme raporları (GYGG) üzerinden incelenmiştir. Çalışma kapsamında dünya genelinde 150 yerel yönetim biriminin GYGG raporları nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılarak irdelenmiştir. Toplanan veriler, nitel veri analiz yazılımı olan MAXQDA24 programı vasıtasıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda dünyadaki yerel yönetimlerin halk katılımına yönelik en sık başvurdukları yöntemler ile bölgesel farklılıklar tespit edilerek analiz edilmiştir.
As the impact of environmental problems increased in the second half of the 20th century and became noticeable in daily life, the international community focused its attention on the environment and accepted the right to the environment as a human right for the first time at the United Nations Stockholm Conference in 1972. The tension between economic development and the environment was attempted to be softened by the concept of “sustainable development”, in the Brundtland Report published in 1987, and the idea that a common ground was possible was put forward. Sustainable development goals were determined with Agenda 21, the Millennium Goals and Agenda 2030. The right to clean water and sanitation, which was previously included as a human right in many international texts, was determined as a sustainable development goal with Agenda 2030. The understanding that encourages public participation in environmental issues with the Aarhus Convention of 1998 is also reflected in Agenda 2030, and the participation of local communities has been determined as one of the sub-goals in achieving this goal. In this research, the sustainable development goal regarding the participation of local communities in ensuring the right to clean water and sanitation, the work carried out by cities for public participation in clean water and sanitation management, and voluntary local review reports (VLR) have been examined. Within the scope of the study, the VLR reports of 150 local government units around the world were examined using the content analysis method, which is one of the qualitative research methods. The collected data were analyzed and evaluated using the MAXQDA24, which is a qualitative data analysis software. As a result of the research, the most frequently used methods for public participation by local governments around the world and regional differences were identified and analyzed.